ÖNSÖZ

ÖNSÖZ

        İlk çağlardan beri yaşadığı gezegenin şeklini ve ölçülerini keşfetmeye çalışmış insan; gezegenin büyüklüğü yanında çok küçük ve kısa ömürlü olduğu için ilk çağlarda bu mümkün olmamış. Aşılamayan denizlerin, çöllerin, buzulların, dağların olduğu Dünya’da yanardağ patlamaları, depremler, seller, tufanlar oluyordu. Bütün bunlar nasıl ve niçin oluyordu? Yaşadığı gezegenle ilgili çözülemeyen sorunları, cevaplanamayan soruları vardı insanın.  

       Bugün Dünya adını verdiğimiz bu gezegen gelişen bilim ve teknoloji sayesinde çok küçük geliyor insana.  Uydulardan çekilen fotoğraflarla gezegenin her bir karışını kare kare inceliyoruz. Dev teleskoplarla başka gezegenlere, başka yıldızlara ve galaksilere bakıyoruz. Hatta başka gezegenlere yolculuk yapmak için hazırlanıyoruz. Başka gezegenleri, yıldızları, galaksileri keşfetmeye çalışırken acaba gezegenimizin bütün sırlarını çözdük mü? İçinde yaşadığımız Dünya’mızın bütün özelliklerini biliyor muyuz? Elbette hayır, ancak bilim insanları, teknolojik imkânlar sayesinde her gün yeni bir şeyler daha keşfediyorlar.

        Bu kitapta antik çağlardan beri sezilen fakat tam olarak açıklanamayan bir gizemin keşfini yapacağız. Çok iddialı bir cümle olduğunun farkındayım. Evet, daha önceden tam olarak bilinmiyordu çünkü bilinmesi için günümüzün teknolojik imkânları, bilgi birikimi ve her insanın bu bilgilere ulaşmasını sağlayacak bilgi paylaşım ağı internet gerekiyordu. Google Earth programı sayesinde şimdi Dünya’nın her köşesindeki anıtsal yapıları gidip görmeden görmüş gibi inceleme imkânı olduğu gibi başka yerlerdeki anıtsal yapılarla olan yön ve mesafe ölçümlerini de çok kolay hesaplayıp tespit etmek mümkün oluyor. Bu sayede 3000 yıldır unutulmuş ya da çok az insanın sezebildiği büyük bir gizemin farkına vardım.

       Bu kitabın içeriğini oluşturan keşif serüveni, Khufu Piramidi, Babil Kulesi ve Kâbe arasındaki eşkenar üçgenin keşfiyle başladı.  Bu eşkenar üçgen; Khufu Piramidi’nden başlayarak jeo-enerji,  bio-enerji ve mistik-enerji yayan ve tüm Dünya’yı saran ley hatları ızgara sisteminin bir parçasıydı. Altı köşeli yıldız (Mührü Süleyman) oluşturması sebebiyle bu yaşam enerjisi hatlarına; “Mührü Süleyman Yaşam Enerjisi ve Ley Hatları” adını verdim.

      Google Earth üzerinden sıfıra yakın hatayla yapılan metrik ölçümler sonucu “Ley Hatları Dünya Haritasını” oluşturdum. Bu haritadan elde edilen verilere göre Mısır piramitleri ley hatlarının merkezinde bulunuyordu ve Gize Piramitleri yerleşim planı Mührü Süleyman Yaşam Enerjisi Ley Hatları gözetilerek yapılmıştı.

       Fraktal bir geometrik düzen içinde yayılarak Dünya’yı kuşatan leyhatları, Mısır’daki diğer piramitler ve tapınakların da üzerinden geçiyordu. Ayrıca; Kudüs’te Mescidi Aksa, Mekke’de Kâbe, Mezopotamya’da Babil Kulesi, İstanbul’da Ayasofya, Atina’da Akropolis Tapınağı, Roma’da Pantheon Tapınağı ve Vatikan Aziz Petrus Bazilikası, Fransa’da Carnac Megalitleri, İngiltere’de Glastonbury Tor’u, Meksika’da Aztek ve Maya Piramitleri metresi metresine tam “Mührü Süleyman Yaşam Enerjisi Ley Hatları” üzerinde bulunuyor. Ve daha başka aklınıza gelebilecek Dünya’daki bütün antik kentler: Petra, Ugarit, Şam, Baalbek, Babil, Ur, Eridu, Uruk, Assur, Shargat, Ninova, Harran, Şanlıurfa, Göbeklitepe, Nemrut Dağı Komagene Kral Mezarları, Hattuşa, Alacahöyük, Acemhöyük, İstanbul, İzmir, Girit, Atina, Sparta, Roma, Meksika piramitleri, Maya piramitleri,  İnkâ kutsal kentleri, Paskalya adası, Tibet manastırları,  İndus vadi kentleri… Sanki Dünya’daki bütün kutsal mekânlar ve kentler özel bir cetvelle çizilerek bu sistemin üzerine yerleştirilmiştir. Bu durum on binlerce yıllık geçmişi olan büyük bir gizemin ortaya çıkışıdır.   

       Mührü Süleyman Yaşam Enerjisi ve Ley Hatları, Pirî Reis’in Dünya haritasında ve daha eski haritalarda kullanılan referans noktaları ve yön hatlarıyla birebir örtüşür.

       Antik kent ve tapınaklardan başka yanardağlar, fay hatları ve Dünya petrol rezerv bölgelerinin %90’ı da bu geometrik düzende yerini bulur. Yeri gelmişken belirtmek gerekir, güncel bir konu olan Doğu Akdeniz doğalgaz ve petrol rezerv bölgesi de tam ley hatları kesişim noktasındadır. Bu bölgeyi yaşam enerjisi ve ley hatları üzerinden incelediğimde başka doğalgaz rezerv bölgelerinin yerini de öngörmek mümkün oluyor.

       On yıl süren araştırmalar sonucu ortaya çıkan bu kitabın sayfaları arasında kutsal geometrinin bir yansıması olan büyük gizemin ortaya çıkışına hep birlikte tanık olurken bu antik kentlerin ve yapıların tarihini okuyarak insanlığın inanç ve medeniyet tarihine mistik öğretiler eşliğinde farklı açıdan bakmış olacaksınız. Ayrıca bu gizemi var eden jeo-enerjiyi ve biyo-enerjiyi oluşturan magmadaki konveksiyonel akımları; mistik-enerjiyi oluşturan “kuantum mekaniğini” de inceleyerek konuya bilimsel açıdan bakacaksınız.

       Bu araştırma inceleme çalışmasında yüze yakın farklı kaynaktan yararlandım. Bu kaynaklar; alanında uzman akademisyenlerin çalışmaları, lisans ve doktora tezleri, yerli ve yabancı web sayfalarında yayınlanmış makalelerden oluşmaktadır. Mümkün olduğunca alıntı yaptığım ve yararlandığım kaynakları dipnot oluşturarak eserin “Kaynakça” bölümünde verdim. Ancak bu kitapta kullanılan ve çoğu sitede yer alan bazı resimlerin ve bilgilerin asıl kaynaklarına erişemedim. O nedenle onların anonim olduklarını varsayıyorum. Bu konuda sonradan ortaya çıkan tespitler hemen düzeltilecektir.

         Araştırma ve incelemeleriyle bu kitaptaki bilim ve düşünce dünyasına ışık olan çok değerli bilim ve düşünce insanlarına teşekkür ediyorum.  Kitap daha taslak halindeyken kitabı okuyarak eleştiri ve yorumlarıyla kitabın içeriğine katkıda bulunan sevgili dostum Kültür Sanat Yönetmeni Davut AKGÜL’e ve öğretmen arkadaşlarıma da müteşekkirim. 

       Bu kitap, yaşam enerjisi ve ley hatları üzerine Türkiye’de yazılan ilk kitap olmasına rağmen; bu kitabın ortaya koyduğu keşif ve hipotezlerle okuyucuların duygu ve düşünce dünyasında yeni pencereler açacağını; mistik öğretilere ve gizem tarihine meraklı olanlar için yeni bir tartışma sahası olacağını umuyorum.

       Son olarak özellikle yazı ve çizim işlerinin yoğunlaştığı son iki yılda ailece birlikte geçirilmesi gereken zamanlarda bilgisayar başında çalışmaya kapandığım dönemlerde hoşgörü ve desteğini esirgemeyen sevgili eşime ve çocuklarıma da teşekkür ediyorum.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir