Amerika’nın Keşfinde Müslümanlar:

Amerika’nın Keşfinde Müslümanlar:

      Piri Reis’in yararlandığı kaynak haritalar arasında binlerce yıl önceden kalan Büyük İskender ve Eski Mısırlılara ait haritaların olması bize insanlığın Dünya’yı tanıma ve keşfetme uğraşlarının ne kadar eski olduğunu göstermekle beraber bu kaynaklara 8. Yüzyıl itibariyle sahip olmaya başlayan ve 9. Yüzyılda Halife el-Meʾmūn’un emriyle Dünya haritası çizmeye başlayan Müslümanların bu alanda ne kadar geliştiklerini de göstermektedir. Bilim Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin’in “İslam’da Bilim ve Teknik Cilt III.” Eserinin coğrafya bölümünde ve “Amerika’nın Keşfinde Müslümanlar” isimli makalesinde Müslümanların 9. Yüzyıldan 16. Yüzyıla kadar gösterdikleri gelişim sürecini tüm aşamalarıyla anlatır. Bu anlatımda Müslümanlar tarafından çizilen ilk Dünya haritalarını kronolojik sıraya göre verirken bu haritaların Avrupalı denizciler tarafından nasıl kopyalanarak kullanıldığını da örnekleriyle açıklar.  Çok uzun ve bilimsel çalışmalar sonucu Prof. Dr. Fuat Sezgin; Amerika’nın Avrupalı kaşifler tarafından keşfedilmeden çok önce 14. ve 15. Yüzyıllarda Müslümanlar tarafından bilindiğini, Müslüman denizcilerin, Hint Okyanusu’ndan açılarak Zanzibar, Madagaskar ve Ümit Burnu üzerinden Atlas Okyanusu’na geldiklerini, Yeşil Adalar’dan batıya giderek Karabik adalarına (Karayip, Orta Amerika) kadar ulaştıklarını Brezilya kıyılarından tekrar güneye inerek geri döndüklerini anlatan tarihi kayıtları ortaya koyar.

Prof. Dr. Fuat Sezgin, tezini destekleyen en önemli belgeleri şöyle açıklıyor:

1459 yılında Venedik’te Fra Mauro (Arap papaz) adında birinin Portekiz kralının arzusu üzerine yaptığı çok büyük bir haritanın kenarlarında büyük kayıtlar vardır. Birinde şu yazılıyor: “1420 yıllarında Hint Okyanusu’ndan yola çıkan bir gemi Ümit Burnu’nu geçerek Karanlık Deniz üzerinden Yeşil Adalar’a (Kuzetbatı Afrika açıklarında bulunun adalar) uğradıktan sonra 40 günlük bir batıya yolculuktan sonra Kadın-Erkek Adaları’na ulaşmıştı.

Venedik’ten bu Arap papazın haritaya eklediği bilgi, oldukça iyi tanınan, İslam dünyasından Orta Amerika’daki Karibik Adaları’na götüren bir yolu tarif ediyor.”

Prof. Dr. Fuat Sezgin, başka başka örnekler de olduğunu söyleyerek açıklamalarına Cavalılardan bize ulaşan bir Brezilya haritasından bahsederek devam ediyor:

26 parçalı, Cava dilinde kalmış bir atlas, 1511 yılında Portekizlilerin Malakka (Malezya) yarımadasını zapt ettikleri bir sırada ellerine geçmişti. Zapt eden kumandan Portekiz kralının vekili Alfonso Albuquerque krala yazdığı uzunca mektupta atlasın içerdiği haritaların ne kadar önemli ve ne kadar mükemmel olduklarını, bunun Portekiz tercümesini kaptan ile bir Malezyalıya yaptırıp krala gönderdiğini dile getiriyor. Bu mektubun tercümesi kitabımda bulunuyor. (GAS XI, 327-328; XIII, 40-41)

İslam dünyasını İslam dünyasının batı-güney köşesindeki Cava’da bir gemide ele geçen 26 parçayı kapsayan atlasın yüksek seviyesi maalesef modern kartografya tarihinde gereken ilgiyi bulmadı. Onun “Terra do Brazill” diye tercüme edilen kısmı bize Brezilya’nın ilk haritasını vermekten başka, galiba Brezilya adının ilk kullanılışına şahitlik ediyor. Bölgenin 6° 30’ ilâ 27° enlem ve 15° derecelik boylam yani doğu-batı gerilimini kapsıyor (şekil 105). Bunu yönlerini hiç değiştirmeden modern harita üzerine yerleştirdiğimizde çok az bir farkla birbirlerini hayret verici bir şekilde örtüyorlar. Sadece bir misali dile getirmek istiyorum. Bu haritada m. 1515’te Portekiz gemilerinin keşfettiği sanılan La Plata (Buenos Aires civarındaki nehrinin denize döküldüğü yer) (35° güney kürede) görülüyor.”[1] (şekil 105)

Şekil 105 “Cava Atlası”ndan M. 1511’de kopya edilen Brezilya sahilinin bir bölümü.

Cavalar’dan kalma Brezilya haritasının modern haritalara yakın doğruluğunu gösterdikten sonra Prof. Dr. Fuat Sezgin,  son misal olarak Macellan Boğazı’nın haritasını örnek belge olarak sunar ve şöyle açıklar:

Bu haritayı Macellan ile seyahat eden tarihçisi Antonio Pigafetta’nın kitabında buldum. Bu boğazın bilgisinin İslam dünyasından daha 1428 yılından Portekiz’e gelmiş olduğunu biliyoruz (Bkz. GAS XI, 358; XIII, 127). Bunun sağlam bilgisini bize Portekiz kaptanı Antonio Galvao 1555’ten kalan kitabı Tratado Dos Descobrimentos’da bildiriyor. Diyor ki: ‘1428 yılından bize ulaşan en önemli haberlerden biri şudur: Don Pedro, kralın en yaşlı oğlu, çok gezen bir insan. İngiltere, Fransa ve Almanya’dan sonra mukaddes toprağa (yani Kudüs’e) ve daha ötelerine gitti. Dönüşte Roma’ya ve Venedik’e uğradı. Bir Dünya haritası beraber getirdi. Bu harita bütün yerleri içine alıyor. Onda Macellan Boğazı, Ejderha Kuyruğu (Cola do Dragam) Ümit Burnu….ve saire bulunuyor….’ diyor.

Prof. Dr. Fuat Sezgin “Daha 1601 yılında İngiltere’de basılmış olan kitabın bu önemli ifadesinin kartografya tarihçileri tarafından dikkate alınmadığını zannediyorum.” Diyerek Batılı araştırmacıların bilim tarihini ve coğrafi keşifler tarihini yazarken İslam dünyasının katkılarını ve Müslümanların çalışmalarını kasıtlı olarak görmezden geldiklerini söylüyor. Makalesini “Acaba Müslüman-Arap gemiciler Macellan Boğazı’nın ötesine, hatta çok ötesine geçme merakını göstermediler mi? Ne dersiniz?” sorusuyla bitiriyor.

 Cavalar’dan kalma Brezilya haritası dikkatle incelendiğinde haritada eşkenar üçgenler çizilerek enlem boylam belirlemesi ve uzaklık belirlemesi yapıldığı görülür ve bu eşkenar üçgenler Mührü Süleyman yıldızı oluşturmuştur.

Eşkenar üçgenler çizerek oluşturulan Mührü Süleyman yıldızının coğrafya ve haritacılık alanında ne zaman kullanılmaya başladığı gizemini korumaya devam ederken 16. Yüzyılın ünlü Türk denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa’nın donanma sancağında Mührü Süleyman yıldızının üstünde kılıç şeklinde pergel olması Mührü Süleyman yıldızının harita çiziminde çok önceden kullanıldığını göstermektedir. (Şekil 106)

  1. [1] Dr. Fuat Sezgin, Amerika’nın Keşfinde Müslümanlar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir