YAŞAM ENERJİSİ VE LEY HATLARINA BİLİMSEL BAKIŞ

YAŞAM ENERJİSİ VE LEY HATLARINA BİLİMSEL BAKIŞ

 Khufu Piramiti, Babil Kulesi ve Kâbe arasındaki uzaklığın eşitliğinden oluşan eşkenar üçgenden hareketle keşfedilen ve “Piramit Merkezli Mührü Süleyman Ley Hatları” adını verdiğimiz Dünya ızgara sisteminin Gize Piramitlerinin yerleşim planını ortaya çıkarması, Mısır’daki tüm piramitlerin, tapınakların ve Mısır dışındaki tüm kutsal yapıların ve megalitlerin ley hatları üzerinde olması, kıta levhaları, fay hatları, volkanik bölgeler, sıradağlar, su yolları,  akarsu havzaları, petrol ve doğalgaz rezervleri gibi çok somut coğrafya unsurlarının da ley hatlarıyla uyum içinde olması tesadüfle, rastlantıyla açıklanamayacak bir durumdur. Tüm bunların başka bir açıklaması olmalıdır ve bu bölümde konuya bilimsel açıklamalar bulmaya çalışacağız.

Dünya’daki yaşamın oluşmasında Güneş’ten alınan ısı ve ışınım enerjisi çok önemlidir ancak Dünya’nın yerkabuğu altındaki çekirdeğinden gelen enerji de bir o kadar önemlidir.

Ley hatlarının sahip olduğu enerjinin Dünya’nın çekirdeğinden gelen bir enerji olduğunu söyleyebiliriz. Gezegenimiz her gezegende olmayan bir çekirdek enerjisine sahiptir. Konunun daha iyi anlaşılması için önce Dünya’nın tektonik oluşumu ve yapısı hakkında biraz araştırma yapmamız gerekir.

DÜNYA’NIN TEKTONİK OLUŞUMU

Dünya’nın ne zaman, nasıl ve hangi maddelerden oluştuğu, tarih boyunca bilim insanlarının en önemli araştırma konularından biri olmuştur. Bilimsel gelişmelere bağlı olarak 19 ve 20. yüzyıllarda bu konuda çeşitli fikir ve kuramlar ileri sürülmüştür. Ortaya atılan bu düşüncelere göre Dünya, günümüzden yaklaşık 4,6 milyar yıl önce kızgın gaz ve toz bulutlarının sıkışması sonucu oluşmuş ve ekseni etrafında dönerek soğumaya başlamıştır. Yoğunluğu ve sıcaklığı fazla olan maddeler Dünya’nın merkezinde toplanmış, az olanlar ise dış kısmında kalmıştır. Bunun sonucunda Dünya; yoğunluk ve sıcaklık bakımından yer kabuğu, manto ve çekirdek olmak üzere üç katmandan oluşmuştur. Bu katmanlara geosfer adı verilmektedir.

Jeolojik olayların ve oluşumların tarihlendirildiği, kayaçların yaşının saptandığı çalışma alanına jeokronoloji denir. Metamorfik (başkalaşım) kayaç olan Acasta Gnaysları, Dünya’da şu ana kadar tespit edilen en yaşlı kayaç türüdür. Kanada’nın kuzeybatısında bulunan Great Slave Lake yakınlarında bulunan bu kayaçların 4,03 milyar yıl yaşında olduğu hesaplanmıştır. [1]

Dünya’nın Katmanları

Yer Kabuğu

  • Farklı özellikteki kayaçlardan oluşan yer kabuğuna litosfer ya da taş küre adı verilir.
  • Yoğunluk, sıcaklık ve kalınlığı diğer katmanlardan daha azdır.
  • Ortalama kalınlığı 35 km olup okyanusların altında kalınlığı az (yaklaşık 8-10 km), kıtaların altında ise fazladır (bazı yerlerde 70 km.ye kadar). (şekil 128)

Manto

  • Yer kabuğunun altından başlayıp yaklaşık 2900 km derinliğe kadar uzanır.
  • Dünya’nın toplam hacminin yaklaşık %84’lük kısmını oluşturur.
  • Bileşiminde magnezyum ve demir elementleri daha fazladır.
  • Bazı özellikleri birbirinden farklı olan üst ve alt manto şeklinde iki katmandan oluşur.
  • Yer kabuğunda meydana gelen tektonik kökenli olayların kaynağıdır.
  • Sıcaklığı, 2000-5000 °C arasında değişmektedir.
  • Yer kabuğuna yakın olan üst kısmına astenosfer adı verilir. (şekil 128)

Çekirdek

  • Mantodan sonra yaklaşık 2900-6370 km arasında yer alan ve Dünya’nın merkezinde bulunan katmandır.
  • Yoğunluğu, sıcaklığı ve kalınlığı en fazla olan katmandır. Yüksek oranda demir ve nikelden oluşur.
  • Yapısında daha çok nikel ve demir bulunduğu için bu katmana nife ya da ağır küre de denir.
  • İç ve dış çekirdek olmak üzere iki katmandan oluşur.
  • Üzerindeki katmanların basıncı nedeniyle iç çekirdeğin katılaştığı düşünülmektedir.
  • İç çekirdekte sıcaklık 6000 °C civarındadır.
  • İç çekirdekteki yüksek sıcaklığın etkisiyle dış çekirdeğin ergimiş hâlde olduğu tahmin edilmektedir. (şekil 144)

Şekil 144:  Yer Kabuğunun Katmanları

Levha Tektoniği

Üzerinde yaşadığımız yer kabuğu, uzaydan bakıldığında tek bir parçadan oluşmuş gibi görünür. Ancak son yüzyılda yapılan araştırmalar, yer kabuğunun yapboz gibi parçalardan oluştuğunu göstermektedir. Yer kabuğunu oluşturan bu parçalara levha adı verilir. Bu levhalar, on iki adet büyük ve çok sayıda da küçük parçadan oluşmaktadır.

 Dünya’yı yapısı bakımından bir yumurtaya benzetebiliriz. 3.478 km çapında, 6000°C sıcaklıkta ve katı haldeki çekirdeği yumurtanın sarısına; 2.900 km kalınlığında, 2000°C -5000°C sıcaklıkta ve eriyik haldeki mantoyu yumurtanın akına ve ortalama sadece 35 km kalınlığındaki yer kabuğunu da yumurtanın incecik kabuğuna benzetebiliriz. Ancak bir farkla bu yumurtanın kabuğu çatlak ve tam 12 büyük parçaya bölünmüş durumda. İşte ayağımızın altındaki bu yer kabuğu aslında incecik bir kabuktur ve altında akıl almaz bir sıcaklık ve sırları çözülememiş bir enerji saklamaktadır. [2]

Şekil 145  Konveksiyonel akımlar ve levha hareketleri

Levhalar, tıpkı suyun üzerinde yüzen bir sal gibi manto üzerinde hareket hâlindedir. Levhaların hareket etmesiyle ilgili birçok kuram ileri sürülmüştür. Bu kuramların en bilineni, 1915 yılında Alfred Wegener (Alfiret Vegener) tarafından ortaya atılan Kıtaların Kayması Kuramı‘dır. Buna göre kıtalar, başlangıçta Pangea adı verilen tek kara parçasından oluşmakta; Pangea’yı çevreleyen okyanusa da Panthalassa (Pıntalasa) denilmekteydi. Zaman içerisinde yer kabuğunun hareket etmesiyle Pangea ikiye ayrıldı ve kuzeyde Laurasia (Lavrasya), güneyde ise Gondwana (Gondvana) adı verilen kıtalar oluşmuştur. Bu kıtalar arasına suların dolmasıyla da Tethys (Tetis) Denizi meydana gelmiştir. Levhaların hareketi ile yer kabuğu parçalanarak yeryüzü bugünkü görünümünü almıştır. Levha hareketleri bugün de devam ettiği için yeryüzü değişmeye devam edecektir. Levhalar, her yıl santimetrelerle ifade edilebilecek kadar küçük ölçüde ve yavaş hareket etmektedir. Bu nedenle insanlar bahsedilen hareketleri hissetmez, sadece bilimsel yöntemlerle ölçebilirler.

  1. Wegener’in kuramı, 1950 yılında geliştirilerek Levha Tektoniği Kuramı adını almıştır. Bu kurama göre levhaları hareket ettiren güç mantodan gelir. Örneğin suyla dolu bir tencere ısıtıldığında ısınan su yukarı, üstte soğuyan su ise aşağı doğru hareket eder. Burada olduğu gibi çekirdeğin sıcaklığından dolayı manto içerisinde ergimiş hâlde bulunan maddelerde benzer bir hareket başlar. Bu harekete konveksiyonel akımlar denir. (şekil 145) Levhalar, bu akımların etkisiyle hareket eder. Levhaların hareketleri; yaklaşma, uzaklaşma ve yanal yer değiştirme olmak üzere üçe ayrılır.

Şekil 146  Çekirdek enerjisinin konveksiyonel akımlarla kristalimsi formlar oluşturmasının markaba ve yaşam çiçeği  ile gösterilmesi

Çekirdeğin yüksek ısısı yer kabuğu tarafından hapsedilmesi sebebiyle oluşan binlerce kilometre çapındaki dairesel konveksiyonel akımlar, yer kabuğunu çatlatarak fay hatlarını ya da patlayarak volkanik bölgeleri oluşturur.  Bu çatlaklardan yüzeye çekirdeğin yüksek ısısında oluşan karbon, azot ve kükürt bileşenleri çıkar ve Dünya’daki organizma canlılığının yapıtaşlarını oluşturur. Fay hatları ve volkanik bölgelerin çevresi bu nedenle yaşam çeşitliliği ve zenginliği bakımından çok belirgin bir yoğunluğa sahiptir.

Yüzeyde soğuyan magmanın aşağıya doğru hareket etmesi ve çekirdekte ısınan magmanın da yukarıya doğru hareket etmesi konveksiyonel akımların çalışma prensibidir. Bunlar, bilim insanları tarafından tespit edilen genel kabul gören varsayımlardır.

Mührü Süleyman ley hatları ile kenveksiyonel akım döngüleri arasındaki bağlantı ise bu çalışmanın sonuç tezlerinden biridir.

Doğada görülen altın oran ve değişik geometrik formlarda olduğu gibi enerjinin de bir geometrik hareket tarzı vardır. Biz bunu özellikle donan su yüzeylerinde oluşan altı köşeli kristal oluşumlarda ve kar taneciklerinde çok net görürüz. Suyun donarken oluşturduğu kristal yapısını esas alarak düşünürsek: Yer kabuğu çekirdeğinin de yüksek ısı ve radyoaktif ışınımları, tıpkı kristal bir kürenin içindeki elektrik akımı gibi yüzeye doğru enerji gerilim hatları oluşturur ve bu enerji hatları yıldırımlardan oluşan kar taneciklerinin kristal yapısındadır, diyebiliriz. (şekil 146)

Yer kabuğu altındaki çekirdek enerjisinin ve tüm varlıktaki enerjinin hareket prensibi mistik öğretilerde Mührü Süleyman yıldızı, markaba veya yaşam çiçeği şekilleriyle gösterilmiştir. 

İşte tüm bunlar, yaşam enerjisi ley hatlarının niçin Mührü Süleyman geometrik formuyla yeryüzünü sardığını bize açıklar.

Güneş’ten aldığımız ısı ve ışınımlarla birlikte çekirdekteki jeo-enerji, yeryüzündeki biyo-enerjiyi besler. Metafizik mistik-enerji ise çok daha ileri seviyedir. Kâinatın tek ve tümel yapısını oluşturan evrensel bilincin (ruhun)  işleyiş sırrını saklayan atom altı kuantum dünyasıyla ilgilidir. 

[1] https://cografyahocasi.com/10-sinif/dunyanin-yapisi-ve-olusum-sureci.html

[2] Prof. Dr. Erdem Gündoğdu, Yerkabuğunun Hareketleri

http://erdemgundogdu.weebly.com/uploads/5/7/8/3/5783574/6-_yerkabugu_hareketleri.pdf

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir