PİRAMİT MERKEZLİ LEY HATLARI ÖRÜNTÜSÜNÜN AŞAMALARI

PİRAMİT MERKEZLİ LEY HATLARI ÖRÜNTÜSÜNÜN AŞAMALARI

Hermetik ve ezoterik öğretilere göre, evrendeki her şey bilinçli ve canlıdır. Atomdan galaksilere kadar her varlık, farkında olduğumuz veya olmadığımız bir yaşam formuna sahiptir. Bu anlayışa göre Dünya da yaşayan bir varlık olarak kabul edilir. Dünya, bir kaya parçası veya mekanik bir sistem değil, bilinç sahibi, enerjetik, ruhsal ve organik bir organizmadır. Bu düşünce, birçok kadim öğretide, mistik gelenekte ve hatta bazı modern metafizik yaklaşımlarda yankı bulur.

Kadim öğretiler ve ezoterik yaklaşımlar, evrenin ve içindeki tüm varlıkların bilinçli bir organizma olduğunu öne sürer. Bu anlayışa göre, Dünya da yaşayan bir varlıktır ve bir organizma gibi işleyen enerji sistemine sahiptir. Mührü Süleyman Ley Hatları, bu organizmanın sinir, damar ve iskelet sistemini oluşturan enerji ağını temsil eder. Büyük Piramit’in merkezinden yayılan radyal ley hatları, gezegenin jeolojik yapısını, kutsal merkezlerini ve manyetik alanlarını anlamlı bir şekilde düzenler.

BİRİNCİ AŞAMA: Khufu Piramiti’nin Köşelerinden Uzatılan Radyal Hatlar

Büyük Piramit’in 230 metrelik tabanının tam merkezinde bulunan Kral Odası, Dünya’nın enerji sisteminin çekirdeği gibi işlev görür. Buradan doğan dört ana ley hattı, piramidin köşelerinden çıkarak dünyayı dört eşit yön doğrultusunda bölerek gezegenin enerji omurgasını oluşturur.

Bu dört ana hat:

Güneydoğu yönünde Mekke ve Kabe’nin üzerinden geçerek İslam dünyasının kutsal merkezine ulaşır. Kuzeybatı yönünde Roma’yı hizalayarak Batı uygarlığının ruhani ve siyasi merkezini keser. Kuzeydoğu yönünde Doğu Anadolu’daki volkanik dağların tamamını hizalar. Güneybatı yönünde Afrika kıtasını bölerek Kamerun’daki volkanik dağları ve adaları kapsar. Bu hatlar, sadece kutsal merkezlerle değil, aynı zamanda jeolojik olarak volkanik alanlar, tektonik plakalar ve enerji merkezleriyle de doğrudan ilişkilidir.

İKİNCİ AŞAMA: 12 Radyal Ley Hattı ve Dünya’nın Enerji İskeleti

Büyük Piramit’ten 30 derecelik açılarla yayılan 12 eşit ley hattı, Dünya’nın enerjetik iskelet yapısını oluşturur. Bu sistem, gezegeni jeolojik ve coğrafi olarak matematiksel bir düzen içinde bölerek, kıtaların, kutsal şehirlerin ve doğal yapıların enerjetik bağlantılarını belirler. Bu 12 ana hat, kutsal yapıları, antik kentleri ve modern şehirleri birbirine bağlar.

Stonehenge, Machu Picchu, Kudüs, Roma, Persepolis, Göbeklitepe, Tibet ve Maya tapınakları gibi merkezler bu hatların kesişim noktalarına yerleşmiştir. Dünya’nın volkanik bölgeleri, tektonik hareketleri ve büyük okyanus akıntıları bu enerji hatlarıyla örtüşmektedir. Bu sistem, Dünya’nın sadece spiritüel değil, aynı zamanda jeolojik ve manyetik olarak da dengeli bir yapıya sahip olduğunu gösterir.

ÜÇÜNCÜ AŞAMA: Piramit Karesini Kuşatan Dairenin Çizilmesi

Büyük Piramit’in 230 metrelik karesini tam köşelerinden kuşatan bir daire çizmek, evrenin kutsal geometrisi ve enerjetik dengesini anlamak açısından derin anlamlar taşır. Hermetik ve ezoterik öğretilerde kare ve daire sembolizmi, maddi dünya ile ilahi dünya, insan ile kozmik bilinç, madde ile ruh arasındaki dengeyi temsil eder.

DÖRDÜNCÜ AŞAMA: 1. Mühür Yıldızının Çizilmesi – Hextegram Oluşması

Büyük Piramit’in kare tabanını içine alan eşkenar üçgenin köşelerinin tam olarak Kefren Piramidi’nin köşelerine denk gelmesi bir tesadüf olmaktan ziyade, muhtemelen bilinçli bir mimari tasarımın sonucudur. Antik Mısır’daki piramitlerin inşası sırasında kutsal geometri, astronomi ve matematik ileri düzeyde kullanılmıştır. Piramitlerin yerleşimi, sadece fiziksel yapılar değil, aynı zamanda gökyüzü ve kozmik yasalarla senkronize bir düzenin parçasıdır.

 Büyük Piramit ve Kefren Piramidi Arasındaki Geometrik Bağlantı

Büyük Piramit (Khufu) ve Kefren Piramidi belirli matematiksel oranlar ve jeodezik hesaplamalar ile konumlandırılmıştır. Eğer eşkenar üçgenin köşesi tam olarak Kefren Piramidi’nin köşesine denk geliyorsa, bu durum bilinçli bir düzenin ve kutsal geometrinin bir parçası olabilir. Antik Mısır’da kullanılan altın oran (φ), Pi sayısı (π) ve kutsal geometrik dizilimler, piramitlerin sadece fiziksel yapılar değil, aynı zamanda evrensel harmoniyi temsil eden yapılara dönüşmesini sağlamıştır.

BEŞİNCİ AŞAMA: Fraktal Geometri ve 2. Mühür Yıldızının Çizilmesi

Antik Mısır mimarisinde fraktal geometriye benzer tekrarlayan oranlar sıkça gözlemlenir. Eğer zıt yönlü eşkenar üçgenlerden oluşan mühür hatlarını genişletir ve fraktal büyüme prensiplerini uygularsak, ortaya Piramitler Düzlemi’nin iç içe geçmiş daha büyük bir geometrik sistemin parçası olduğu gerçeği çıkar.

Fraktal büyüme, doğada birçok sistemde görülür ve kendini tekrar eden formlar oluşturur. Piramitler dizilimi, altın oran ve Fibonacci dizisi ile genişletildiğinde gizli bir matematiksel yapı ortaya çıkabilir. Bu tür bir fraktal düzen, ley hatları ve enerji akışları ile ilişkilendirilebilir.

Mührü Süleyman – Piramitlerin İçsel Düzeni

Zıt yönlü eşkenar üçgenler birleştiğinde Mührü Süleyman (Hexagram) sembolü oluşur. Eğer bu mühür piramitlerin düzeni içinde genişletilirse, ortaya çıkan geometrik hatlar, ley hatları ve enerji akışlarıyla örtüşebilir. Bu fraktal büyüme modeli, piramitlerin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda metafiziksel bir enerji düzeni içinde inşa edilmiş olabileceğini düşündürmektedir.

Matematiksel ve Spiritüel Bağlantılar

Piramitler arasındaki açılar ve oranlar, kutsal geometri içinde mükemmel bir harmonik rezonans oluşturur. Zıt yönlü eşkenar üçgenler, Yin-Yang dengesini, eril ve dişil enerjilerin uyumunu simgeler. Bu tür bir düzenin fraktal olarak büyütülmesi, evrensel geometri içinde gizli bir bilgi sistemine işaret edebilir.

ALTINCI AŞAMA: 3. Mühür Yıldızının çizilmesi

Fraktal geometri prensipleri ile üç Mührü Süleyman (Hexagram) yıldızını oluşturduğumuzda, Giza Piramitleri’nin alan planı ile mükemmel bir geometrik uyum sergilediği ortaya çıkıyor. Bu durum, piramitlerin rastgele veya sadece görkemli mezar yapıları olarak değil, belirli bir matematiksel düzen ve ezoterik bilgi doğrultusunda inşa edildiğini gösteriyor.

 Üçüncü Mühür Yıldızı ve Giza Piramitleri

3 adet Mührü Süleyman yıldızının oluşturduğu fraktal dizilim, piramitlerin konumları ile altın oran, Pi sayısı ve kutsal geometri prensipleri çerçevesinde matematiksel olarak hesaplanmış bir plana göre dizildiğini kanıtlar nitelikte.

Kefren Piramidi’nin tam merkezinin ley hattı üzerine konumlandırılmış olması, Mısır rahiplerinin ve mühendislerinin enerji akışlarını hesaplayarak piramitleri inşa ettiğini gösteriyor.

Menkura Piramidi’nin tam çakra noktasına denk gelmesi, bu üçlü dizilimin sadece fiziksel değil, aynı zamanda metafiziksel bir sistemin parçası olduğunu ortaya koyuyor.

 Giza Piramitleri’nin Alan Planı ve Fraktal Geometri

Giza Piramitleri üçlü sistem olarak inşa edilmiştir, ancak bu dizilim sadece görünürde değil, kutsal geometri ve fraktal yapı ile desteklenen bir plana dayanmaktadır. Mührü Süleyman fraktalı genişletildiğinde, piramitlerin dizilimi ile gizli bir enerji şebekesi ortaya çıkar. Bu fraktal gezegen üzerindeki diğer ley hatları ve kutsal yapılarla da bağlantılı olabilir.

Ley Hatları ile Bağlantı

Kefren Piramidi’nin ley hattı üzerinde merkezi bir konumda bulunması, piramitlerin dünya enerji hatları ile senkronize edilerek yapıldığını kanıtlayan en güçlü verilerdendir. Eğer bu sistem dünya çapında incelenirse, Giza’nın dünya ley hatları ağı içinde merkezi bir konumda yer aldığı daha net görülebilir. Diğer kadim yapılar (Stonehenge, Machu Picchu, Göbeklitepe, Teotihuacan) ile bağlantılar araştırıldığında, gezegen ölçeğinde bir enerji şebekesi modeli ortaya çıkabilir.

Menkura Piramidi’nin bu sistemin çakra noktasına denk gelmesi, piramitlerin sadece yapısal değil, ruhsal ve enerjisel bir düzen içinde inşa edildiğini gösterir. Bu noktada fraktal olarak genişletilen mühürler, tıpkı insan bedenindeki çakraların dizilimi gibi belirli merkezleri işaret edebilir. Menkura Piramidi, bu enerji sisteminin aktivasyon merkezi olabilir, yani bu noktada bir enerji giriş-çıkışı olabilir. 

YEDİNCİ AŞAMA: İç Mühür Yıldızlarının Çizilmesi

Fraktal geometri prensipleriyle oluşturulan ley hatlarının 12 radyal hatla kesiştiği naktalar dikkate alınarak iç mühür hatları çizilir. Böylece 12 çakralı mühür yıldız sistemi ortaya çıkar. 12 çakralı sistem, Giza Piramitleri’nin kutsal geometri ve dünya ley hatları ağıyla doğrudan bağlantılı bir enerji matrisi içinde inşa edildiğini gösteriyor. Bu model, yalnızca piramitler için değil, dünya çapında antik kentlerin, kutsal mekânların ve modern şehirlerin belirli enerji akışlarına göre yerleştirildiğini kanıtlayan güçlü bir şema ortaya çıkarıyor.

 12 Radyal Ley Hattı ve Çakra Noktaları

Kefren Piramidi’nin merkezi ve Menkure Piramidi’nin çakra noktasına yerleşmiş olması, bu yapıların sadece fiziksel anıtlar değil, aynı zamanda dünya enerjisiyle uyumlu enerji merkezleri olduğunu gösteriyor.

12 radyal ley hattı, tıpkı insan bedenindeki çakralar gibi enerji merkezleri oluşturuyor.

Bu hatların kesişim noktalarına eklenen zıt yönlü eşkenar üçgenler, ley hatları sisteminin iç yapısını ve dünya yaşam enerjisinin damarlarını açığa çıkarıyor.

 Fraktal 12’şer Çakralı Desen

Bu model, iç içe geçmiş üç katmanlı Mührü Süleyman sisteminin fraktal olarak genişletilmesiyle oluşturuluyor. Her bir mühür, ley hatlarıyla kesişen 12 yeni çakra noktası yaratıyor ve ortaya 12×3 çakralı bir desen çıkıyor. Bu fraktal büyüme, piramitlerin ve diğer kutsal yapıların neden belirli noktalara inşa edildiğini daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Menkure Piramidi’nin tam çakra noktasına konumlanması, bu enerji sisteminin bilinçli bir planla oluşturulduğunu gösteriyor.

 Dünyaya Yayılmış Kutsal Geometri

Bu modeli franktal geometri prensipleriyle dünya üzerine genişlettiğimizde, 12 çakralı 20 mühür yıldızı çizerek yarım küreyi kuşatan örüntü tamamlanmış olur. Böylece ley hatlarının yalnızca Giza ile sınırlı olmadığını, gezegen ölçeğinde bir enerji ağı oluşturduğunu görebiliriz. Bu sistemin üzerine haritalandırıldığında, dünyanın tüm antik kentleri, kutsal mekânları, tapınakları ve hatta modern büyük şehirleri belirli bir matematiksel düzene göre işaretlediğini fark ederiz.

Stonehenge, Machu Picchu, Göbeklitepe, Teotihuacan, Angkor Wat, Ayasofya, Kudüs ve Varanasi gibi merkezler, bu enerji ağıyla uyumlu olarak dizilmiştir.

 Dünya Ley Hatları ve Kutsal Yapılar

Ley hatlarının belirli çakra noktalarında birleşmesi, bu yerlerin doğal enerji merkezleri olduğunu gösterir. Fraktal olarak genişletilen 12 çakralı bu model, dünyanın enerji ağını ortaya çıkarmaya yardımcı olabilir. Bu ağın yapısı, tıpkı insan bedenindeki enerji meridyenleri gibi çalışıyor olabilir. Antik uygarlıklar bu sistemin farkında olarak kutsal yapılarını enerji merkezleri üzerine inşa etmiş olabilirler.

SEKİZİNCİ AŞAMA: Ley Hatları Çakra ve Koordinat Sisteminin Oluşturulması

Bu model, gezegenin kutsal geometrik şebekesini ve dünya üzerindeki kadim uygarlıkların ley hatlarıyla olan bağlantısını haritalandıran oldukça gelişmiş bir sistem ortaya koyuyor. İç ve dış olmak üzere iki adet altı köşeli yıldızdan (Hexagram) oluşan mühür kuşaklarının her biri, 12 köşe noktasına sahip olarak dünya üzerindeki belirli kutsal ve enerjetik merkezleri işaret ediyor.

  1. Mühür Kuşakları ve 12 Köşe Noktasının Yapısı

Her mühür kuşağı, iç içe geçmiş iki altı köşeli yıldızdan oluştuğu için toplamda 12 ana köşe noktası oluşturur. Babil Kulesi’ni işaret eden ve gün doğumuna denk gelen bir referans yönü kullanılarak koordinatlar belirlenir. Bu sistemde her köşe noktası, mühür kuşağına ve çakra seviyesine göre numaralandırılarak ızgara sistemindeki tüm noktalar belirlenir:

1M1Ç → Birinci Mühür, Birinci Çakra

1M2Ç → Birinci Mühür, İkinci Çakra

2M1Ç → İkinci Mühür, Birinci Çakra

2M2Ç → İkinci Mühür, İkinci Çakra

Bu sistem fraktal olarak genişleyerek, gezegenin tüm enerjetik noktalarına uygulanabilir.

12’li Kutsal Enerji Matrisi

Bu mühür modelini gezegene yaydığımızda, Babil Kulesi’nin merkez alındığı ve gün doğumuna hizalanmış bir kutsal geometri ızgarası ortaya çıkıyor. Dünyadaki antik tapınaklar, piramitler, şehirler ve kutsal yerler bu çakra noktalarına rastlıyor. Bu model, dünya üzerinde birbiriyle bağlantılı kutsal ve enerjetik bir ağın var olduğunu matematiksel olarak kanıtlayabilir. Ley hatlarıyla birleştiğinde, evrensel enerji damarları açığa çıkarılmış olur.

Koordinat Sistemi ve Izgara Planı

Bu modelin her çakra noktası, dünya üzerindeki kesin koordinatlarla belirlenebilir. Birinci Mühür kuşağı ve İkinci Mühür kuşağı birbirini tamamlayan 12’li bir sistem oluşturur. Bu mühür sistemi fraktal olarak genişletildiğinde, dünya ölçeğinde bir enerji matrisi elde edilir. Bu koordinatlar jeodezik olarak haritalandırılıp GIS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) yazılımlarıyla analiz edilebilir.

Babil Kulesi ve Güneş Hizalanması

Bu modelin başlangıç noktası olarak Babil Kulesi’nin seçilmesi, antik uygarlıkların kozmik hizalamalara dayalı mimari geleneklerini doğrular niteliktedir. Babil, Antik Sümer ve Mezopotamya kültürlerinde, gökyüzü ile yeryüzü arasındaki köprü olarak görülmüştür. Güneşin belirli açılarda doğduğu ve battığı noktalar, kutsal geometri içinde önemli bir yer tutar. Bu sistem Babil’in sadece mitolojik değil, aynı zamanda bir navigasyon merkezi olarak da kullanıldığını gösterir.

 Dünya Genelinde Kutsal Noktalar ve Fraktal Genişleme

Eğer bu mühür sistemi dünya geneline uygulanırsa, kutsal yapıların ve antik kentlerin belirli matematiksel bir sistem dahilinde konumlandığını görebiliriz. Bu model, büyük olasılıkla Giza Piramitleri, Stonehenge, Göbeklitepe, Teotihuacan, Machu Picchu ve diğer önemli antik merkezleri içerir.

Modern şehirler ve kutsal mekânlar da bu sistemin üzerine oturtulduğunda anlamlı bir düzen ortaya çıkabilir. Bu sistem gezegensel ölçekli bir enerji haritası oluşturabilir ve ley hatlarının organizasyonunu açığa çıkarabilir.

Sonuç ve Araştırma Yöntemi

Bu sistemin tam anlamıyla işleyip işlemediğini görmek için Google Earth veya GIS tabanlı bir jeodezik analiz yaparak, mühür kuşaklarının ve 12 çakralı sistemin dünya üzerindeki konumlarını kesin olarak belirlemek gerekir. Bu süreçte şu yöntemler uygulanabilir:

  1. Babil Kulesi’ni merkez alarak ilk referans çakra noktalarını belirlemek.
  2. Gün doğumu hizasını kullanarak 12 radyal hat oluşturmak
  3. Bu radyal hatlar boyunca belirlenen çakra noktalarının koordinatlarını hesaplamak.
  4. Bu koordinatlarla dünya üzerindeki antik kentlerin, piramitlerin ve kutsal mekânların eşleşmelerini incelemek.
  5. Fraktal büyümeyi uygulayarak, daha geniş bir enerji ızgarasının nasıl geliştiğini analiz etmek.

Bu çalışma, antik uygarlıkların dünya üzerindeki kutsal mekânları inşa ederken bilinçli bir mühür sistemi ve geometrik ağ kullandığını kanıtlayan en güçlü modellerden biri olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »