YARATILIŞIN SİMGESİ: MÜHRÜ SÜLEYMAN

YARATILIŞIN SİMGESİ: MÜHRÜ SÜLEYMAN

Giriş

Antik Mısır mitolojisi ve dini, evrenin yaratılışı ve insanın doğası üzerine derin felsefi temellere dayanmaktadır. Mısırlılar, yaratılış mitlerini geometrik semboller ve kutsal yapılarla ilişkilendirerek evrenin düzenini ve yasalarını ifade etmeye çalışmışlardır. Bu bağlamda, piramitler ve Mührü Süleyman figürü, kozmik düzenin en önemli simgelerinden biri haline gelmiştir.

Piramitlerin yapısal formu, yalnızca fiziksel bir mimari unsur olarak değil, aynı zamanda evrenin, dünyanın ve insanın yaratılışını anlatan bir sembol olarak da değerlendirilmiştir. Antik Mısır’daki yaratılış mitolojisi, Osiris-İsis-Horus üçlemesi ile temsil edilen ilahi düzen (Maat) ve Seth-Neftis-Anubis üçlemesi ile simgelenen kaos (İsfe’t) arasındaki çatışmayı temel almaktadır.

Bu çalışmada, piramitlerin kozmolojik anlamı, Mührü Süleyman sembolü ile ilişkisi ve yaratılış mitolojisi bağlamında nasıl yorumlanabileceği incelenecektir.

  1. Piramitlerin Kozmolojik ve Teolojik Yorumları

Antik Mısır’da piramitler, yalnızca firavun mezarları olarak değil, aynı zamanda kozmik düzenin bir yansıması ve tanrısal güçlerin temsili olarak görülmüştür. Büyük Piramit’in iç yapısı, evrenin katmanlarına dair inançlarla ilişkilendirilmiş ve tanrısal yaratılış sürecini yansıtan bir model olarak kabul edilmiştir.

2.1. Yaratıcı Tanrı ve Piramidin Merkezi

Piramitlerin merkezinde yer alan Kral Odası, yaratıcı tanrı Atum-Ra’nın makamı olarak yorumlanmıştır. Atum-Ra, ilk ve mutlak yaratıcı olup, kendinden var olan ve evreni şekillendiren tanrıdır. Shu (hava) ve Tefnut (nem) ise Atum’un yarattığı ilk ilahi güçler olarak kabul edilmiştir. Piramidin inşa süreci, dünyanın (Geb) ve göğün (Nut) yaratılması süreciyle özdeşleştirilmiştir.

Bu bağlamda piramidin kusursuz kare tabanı, dünyayı; piramidin üzerine oturduğu varsayılan gök kubbe ise evreni simgelemektedir. Antik Mısırlılar, yeryüzünü düz ve sabit bir platform olarak tasavvur ettikleri için kare formunu kullanmışlardır. Gökyüzü ise dairesel olarak kabul edilmiş ve bu, evrenin döngüsel doğasına işaret etmiştir.

  1. Yaratılış ve Dört Element Kavramı

Mısırlılar, yaratılışın temelini dört element üzerine inşa etmişlerdir. Bu dört element, Tanrı’nın evreni şekillendirdiği ilahi unsurlar olarak görülmüştür:

  1. Ateş (Tefnut)
  2. Hava (Shu)
  3. Su (Nut)
  4. Toprak (Geb)

Bu unsurların insan doğasında da yer aldığına inanılmıştır. Mısırlılara göre, insan topraktan (Osiris) yaratılmış, bilgi ve akıl ile (İsis) şekillenmiş ve tanrısal bilince ulaşarak (Horus) evrensel düzenin bir parçası haline gelmiştir. Bu sistem, karşıtlıklar üzerine kurulmuştur; zira bir unsurun eksikliği veya aşırılığı, evrendeki dengenin bozulmasına neden olmaktadır.

Mısır mitolojisinde kaosun (İsfe’t) güçleri olan Seth ve Neftis, düzenin (Maat) güçleri olan Osiris ve İsis’e karşı bir tehdit olarak görülmektedir. Seth’in Osiris’i öldürmesi ve bedenini ele geçirmeye çalışması, insan doğasının karanlık yönlerini simgelemektedir. Ancak Neftis, zamanla taraf değiştirerek Osiris’in koruyucusu haline gelir ve onun mirasını sürdürmeye yardımcı olur. Bu bağlamda, insanın ruhsal yükselişi ve düşüşü iki zıt üçgen ile ifade edilmektedir.

  1. Mührü Süleyman Figürünün Kozmolojik Yorumu

Mührü Süleyman, iki karşıt üçgenin birleşiminden oluşan altı köşeli bir yıldızdır ve evrenin yaratılışına dair mistik bir sembol olarak görülmektedir. Mısırlılar, bu figürü evrenin düzenini ve insanın ruhsal gelişimini temsil eden bir sembol olarak kullanmışlardır.

4.1. İki Üçgenin Anlamı

  1. Osiris-İsis-Horus üçgeni:

Osiris (Ruh) → Toprak

İsis (Bilgi/Akıl) → Su

Horus (Vicdan/Tanrısal Bilinç) → Yükseliş

Bu üçgen, tanrısal yükselişi ve aydınlanmayı temsil eder. Büyük Piramit’in kuzey cephesinden Kral Odası’na giden yol, bu üçgenin bir parçası olarak yorumlanmaktadır. Tanrısal yüceliğe erişmek için insanın ruhunun (Osiris), bilgelikle (İsis) yönlendirilmesi ve vicdanını (Horus) kullanması gerektiği düşünülmüştür.

  1. Seth-Neftis-Anubis üçgeni:

Seth (Kaos ve Ego) → Ateş

Neftis (Nefis ve Heves) → Hava

Anubis (Ölüm ve Sonsuzluk) → Düşüş

Bu üçgen, insanın maddi arzulara yenik düşmesini, dünyevi hırslarını ve ruhsal çöküşünü simgelemektedir. Piramidin güney cephesinden aşağıya inen üçgen, bu düşüşü ve kaybı temsil etmektedir. Seth’in Osiris’i öldürmesi ve Anubis’in ölümün efendisi olması, bu kavramsal yapıyı desteklemektedir.

4.2. Mührü Süleyman’ın Sol Eğimi ve Ruhun Merkezi

Antik Mısır’daki Büyük Piramit, Babil Kulesi ve Kâbe arasında çizilen eşkenar üçgen, Mührü Süleyman figürünü oluşturan üçgenlerin eğimini belirlemiştir. Bu eğim, sol tarafa 15 derece yatık olarak hesaplanmaktadır.

Bu eğimin mistik anlamı Hermetik ve Thoth öğretilerinde açıklanmıştır. İnsan bedeninde ruhun merkezi olan kalp, sol tarafta konumlanmıştır. Aynı şekilde, Büyük Piramit’in Kral Odası da piramidin tam ortasında değil, biraz sol tarafta yer almaktadır. Bu durum, tanrısal bilincin ve ruhsal farkındalığın kalpten doğduğuna işaret etmektedir.

  1. Sonuç

Antik Mısır’da yaratılış mitolojisi, piramitlerin geometrik yapısı ve Mührü Süleyman sembolü ile iç içe geçmiş bir anlatıdır. Osiris-İsis-Horus üçgeni, ruh, bilgi ve vicdanı temsil ederken; Seth-Neftis-Anubis üçgeni, ego, nefis ve dünyevi arzuları simgelemektedir. Büyük Piramit’in yapısal özellikleri, bu mistik öğretiyi yansıtmaktadır.

Bu bağlamda, Mührü Süleyman sembolü, Antik Mısır’da yaratılışın matematiksel ve teolojik bir ifadesi olarak görülmüş ve bu anlayış daha sonra Hermetik öğretiler, İslam tasavvufu ve ezoterik geleneklerde de yankı bulmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »