İskenderiye ve Hermetik Öğreti
M.Ö. 3000’lerden itibaren Mısır’ın Memfis, Thebes ve Abydos gibi şehirleri, dönemin en ileri medeniyet merkezleri arasında yer aldı. Yaklaşık üç bin yıl boyunca bu üstün konumlarını koruyan Mısır şehirleri, M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren Demir Çağı’nın etkisiyle dış istilalara karşı savunmasız hale geldi. Asur ve Pers istilalarının ardından, Büyük İskender Yunanistan, Anadolu, Mezopotamya, İran, Hindistan ve Mısır’ı fethederek büyük bir imparatorluk kurdu. Bu geniş coğrafyada farklı kültürleri birleştirmek amacıyla Mısır’da İskenderiye şehrini kurdu. İskenderiye, farklı milletlerden ve dinlerden insanların bir araya geldiği kozmopolit bir şehir haline geldi. Yunanlılar, Museviler, Mısırlılar, Babilliler, Fenikeliler, Persler ve hatta Hindistan’dan gelen Hindu ve Budistler, barış içinde burada kaynaştı. İskenderiye halkı, öğrenmeye olan tutkuları ve bilgiyi kutsayan ruh halleriyle tanındı.
İskenderiye’de, bilge bir yönetici olan I. Ptolemaios Soter’in emriyle bir kütüphane ve müze kuruldu. Bu kurumlar, dönemin bilginlerinin dünyanın sunduğu bilgeliği sistematik bir şekilde topladığı merkezler haline geldi. Meşhur İskenderiye Kütüphanesi, en parlak döneminde yaklaşık 400.000 parşömen ruloya ev sahipliği yapıyordu. Bu kütüphane, Mısır tapınaklarındaki binlerce yıllık birikimi içeren eserlerin yanı sıra, Öklid, Arşimed ve astronom Batlamyus gibi bilim insanlarının çalışmalarını da barındırıyordu. Ayrıca, Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğünü öne süren Sisamlı Aristarkhos’un ve Dünya’nın çevresini doğruya yakın bir şekilde hesaplayan Eratosthenes’in eserleri de bu kütüphanede bulunuyordu. Kütüphaneye bağlı bilim insanları, ekip halinde bilimsel araştırma ve inceleme projeleri gerçekleştiriyordu. Bu ekipler, ekinoksların presesyonu ve med-cezir hareketlerinin Ay’ın etkisiyle oluştuğunu biliyorlardı. Ayrıca, dünya haritası çizme çalışmaları da ileri seviyedeydi. Bu zengin bilgi birikimi, Helen ve Roma kültürlerini besleyerek Atina, Roma, Assos ve Olimpos gibi şehirlerin bilim, felsefe ve sanatta ileri seviyelere ulaşmasını sağladı.
İskenderiye, ezoterik ve mistik bilgiler açısından da zengindi. Kadim Mısır’ın Horus dini öğretileri ve Mısırlıların “Tanrı, evren, insan” ile ilgili temel inançları, Thot rahipleri tarafından İtalya, Yunanistan ve Anadolu’dan gelen öğrencilerin daha iyi anlayabilmesi için Yunanca yazılarak kitap haline getirildi. Mısır’ın bilgelik tanrısı Thot’un Yunan kültüründeki karşılığı olan Hermes adına atfedilen bu öğretiler, tüm dinleri ve kültürleri etkileyerek yayıldı. Yahudilerin peygamber “Uhnuh” olarak, Müslümanların “İdris” peygamber, Süryani ve Zerdüştlerin nur meleği “Hürmüz” olarak bildiği Hermes figürü, tüm kültür ve medeniyetlerde üç ortak özelliğe sahiptir: Birincisi, her kültürde tûfanla beraber anılır; ikincisi, tüm kültürlerde seçkin, bilgili, nebî veya velî bir kişi olarak gösterilir; üçüncüsü ve en önemlisi, tüm geleneklerde onun yüce bir makama (semâya) çıktığı düşünülür.
Hermetik felsefeyi içeren eserler, M.Ö. 2. ve 3. yüzyıllarda İskenderiye’de toplanmıştı. Bu metinler, eski Mısır’da kutsal alfabeyle yazılmış orijinal kayıtların farklı alfabelere çevrilmiş kopyalarının, kısmen eski Yunanca ve Latinceye çevrilmiş bölük pörçük parçalarından oluşuyordu. Bu metinlerin İskenderiye Kütüphanesi’nin yıkımından ve bağnazların ellerinden kurtulabilmiş kısımlarındaki bilgilerin, hem çeviriler sırasında hem de başka nedenlerle bir miktar anlam kaybına uğradıkları sanılmaktadır. İskenderiye Kütüphanesi’nin 5. yüzyılda Kilise tarafından yönlendirilen yıkımından sonra, bu metinlerdeki bilgilerin günümüze dek korunabilmesinde, Pisagor, Platon ve eski Yunan yazarlar kadar, Ortadoğu’daki ezoterik ekollerin de büyük katkısı olmuştur. Ortadoğu’da korunan hermetik bilgiler, Avrupa’ya özellikle Floransa yoluyla aktarılmış olup, Kilise’nin tüm çabalarına rağmen Avrupa’da yayılmayı başarmıştır.
İskenderiye’nin altın çağı, hoşgörüsüz Hıristiyan “Kutsal” Roma İmparatorluğu’nun doğuşuyla M.S. 5. yüzyılda sona erdi. Eski medeniyetlerin kapsamlı dünya bilgileri ve gelişmiş kültürlerine rağmen, Hıristiyanlar onları “Pagan” damgası vurarak yok saydılar. M.S. 415 yılında, İskenderiye Kütüphanesi’nde çalışan son büyük bilgin ve Pagan filozoflardan biri olan Hypatia, bir Hristiyan güruhu tarafından yakalanarak vahşice öldürülerek bedeni deniz tarağı kabuklarıyla parçalanmış ve geriye kalanları yakılmıştır. Bu hareketin başında bulunan Patrik Kyrillos, daha sonra St. Kyrillos olarak aziz mertebesine yükseltilmiştir. İskenderiye Kütüphanesi, Pagan batıl inançları içerdiği gerekçesiyle yok edilmiştir ve bilimsel eserler, dört bir yana dağılmıştır.
Bu dönemde Roma İmparatoru Theodosius, imparatorluk sınırlarındaki tüm Pagan mabetlerini kapatmaya karar vermiş ve bu süreçle birlikte, hiç görülmedik şekilde kitap yakma olayları başlatılmıştır. Bu, Batı dünyasında beşinci yüzyılda Karanlık Çağlar’ın başlangıcına yol açmıştır. İskenderiye Kütüphanesi’nin yıkımı, bilim ve bilgelik ışığının, dinin katı kuralları ve hoşgörüsüz yönetim tarafından baskı altına alınarak yok edilmesinin bir simgesi olmuştur【3】.
İskenderiye Kütüphanesi’nin Mirası ve Günümüze Etkisi
İskenderiye Kütüphanesi’nin yok olmasına rağmen, Hermetik öğretiler ve Ezoterik bilgi, sonraki yüzyıllarda çeşitli yollarla yeniden hayatta kalmıştır. Yunan ve Roma dünyasının antik bilgileri, sadece doğrudan kütüphane kaynaklarından değil, aynı zamanda doğu medeniyetlerinde korunmuş olan metinlerden de aktarılmıştır.
Orta Çağ’da, İslam dünyasında bu bilgilerin korunması ve gelişmesi, İslam alimlerinin özellikle Mısır, Bağdat, Şam ve Endülüs’teki kütüphaneler aracılığıyla sağlanmıştır.
Floransa Rönesansı sırasında, Hermetik metinlerin Batı’ya yeniden tanıtılması, Batı düşüncesinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bu dönemde, özellikle Hermetik yazılar, simya, astroloji ve felsefi düşünceye olan ilgiyi artırmış ve Batı’daki pek çok bilim insanı tarafından yeniden keşfedilmiştir.
Sonuç: İskenderiye’nin Bilgelik Mirası ve Hermes’in Etkisi
İskenderiye Kütüphanesi, antik dünyanın en büyük bilgi arşivi olarak, bilimsel ve ezoterik bilgi birikimlerini birleştirerek Helenistik, Roma ve Ortadoğu kültürlerinin gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur.
Hermetik öğretiler, İskenderiye’deki Thot rahiplerinin öğretilerine dayanarak, tüm büyük medeniyetleri etkilemiş ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
İskenderiye’nin bilim ve kültür merkezi olarak altın çağı, Hristiyan Roma İmparatorluğu’nun yükselmesiyle son bulmuş ve antik bilgilere yönelik büyük bir baskı dönemi başlamıştır.
Ancak, Hermetik öğretinin izleri yüzyıllar boyunca Rönesans, İslam dünyası ve ezoterik geleneklerde yaşamaya devam etmiş, Batı ve Doğu kültürlerini etkilemeye devam etmiştir.
İskenderiye’nin mirası, yalnızca bilimsel keşiflerle sınırlı kalmamış, aynı zamanda insanlık tarihinin bilgelik arayışının simgesi olarak tarihe kazandırılmıştır.