BABİL KULESİ’NİN TARİHİ, MİMARİ ÖZELLİKLERİ VE MATEMATİKSEL UYUMLARI

BABİL KULESİ’NİN TARİHİ, MİMARİ ÖZELLİKLERİ VE MATEMATİKSEL UYUMLARI

Giriş

Babil Kulesi, Eski Mezopotamya’nın en görkemli ve gizemli yapılarından biri olarak kabul edilir. Sümerler, Akkadlar, Babilliler ve Asurlular tarafından inşa edilen bu yapı, hem mitolojik anlatılarla hem de tarihsel gerçeklerle iç içe geçmiş bir anıttır.

Büyük Eşkenar Üçgen’in ikinci köşesini oluşturan Babil Kulesi, Mezopotamya’nın kalbinde, Fırat ve Dicle nehirleri arasında, günümüz Irak sınırları içinde bulunan Babil şehrinde yer almaktadır. Khufu Piramidi ve Kâbe ile olan geometrik uyumu, mimari detayları ve yönlenmesi, Babil Kulesi’ni tarihsel açıdan sadece bir tapınak değil, kozmik bir yapı haline getirmektedir.

Bu makalede, Babil Kulesi’nin tarihî geçmişi, mimari özellikleri ve dünya üzerindeki geometrik düzen içindeki yeri incelenecektir.

  1. Babil Kulesi’nin Tarihî Kökeni ve Anlamı

Babil Kulesi’nin kökeni kesin olarak belirlenememekle birlikte, M.Ö. 3000’lerden itibaren Mezopotamya’da inşa edilen zigguratlardan biri olduğu düşünülmektedir.

Babil Kulesi, Tanrı Marduk’a adanmış bir ziggurattır ve Sümer-Babil kültüründe “Tanrı Dağı” olarak kabul edilmiştir.

Bazı tarihçilere göre, kule en az 5000 yıl önce Sümerler tarafından inşa edilmiştir.

Akkadca adı “Etemenanki” (Cennetin Temeli) olan Babil Kulesi, gökyüzüne yükselen bir yapı olarak tasarlanmıştır.

Ziggurat inşa geleneğinin kökeni, Sümerlerin dağlara tapınma anlayışına dayanır.

Babil Kulesi, aynı zamanda Tevrat’ta ve Kur’an’da anlatılan “Babil Kulesi Efsanesi” ile ilişkilendirilmiştir. Bu anlatıya göre, insanlar Tanrı’ya ulaşmak için dev bir kule inşa etmeye çalışmış ancak Tanrı, onların dillerini karıştırarak inşaatı durdurmuştur.

  1. Babil Kulesi’nin Mimari Özellikleri

Babil Kulesi, dönemin en büyük ve en etkileyici yapılarından biri olarak kabul edilir. Ancak bu kule, taş veya mermerden değil, tamamen kerpiç tuğladan inşa edilmiştir.

3.1. Yapısal Özellikler

  • Taban Alanı: 91 × 91 metre kare taban üzerine kurulmuştur.
  • Toplam Yükseklik: 91 metreye kadar yükselmektedir.
  • Kat Sayısı: Altı katlı bir yapı olup, en üst katı Marduk’un kutsal odasıdır.
  • Malzeme: Kerpiç tuğlalar ve mavi sırlı tuğlalar kullanılarak inşa edilmiştir.
  • Merdiven Sistemi: Her katı birbirine bağlayan sarmal dış merdivenlerle çıkılmaktadır.

3.2. Yapının Dini ve Kozmolojik Anlamı

  • Babil Kulesi’nin yedi katlı olduğu düşünülmektedir ve bu katlar, Sümer-Babil kozmolojisinde önemli gezegenlere veya yaratılışın evrelerine karşılık gelmektedir.
  • Her kat, farklı bir tanrı veya gök cismini temsil ediyordu.
  • En üst kat, Tanrı Marduk’a adanmıştı ve yalnızca özel rahipler ile Marduk’un kutsal bakireleri bu kata çıkabiliyordu.
  • Bu kozmolojik düzen, Khufu Piramidi’nin matematiksel oranlarıyla benzer bir anlayışın Babil Kulesi’nde de uygulanmış olabileceğini düşündürmektedir.
  1. Babil Kulesi’nin Khufu Piramidi ve Manyetik Kuzey ile Olan Uyumu

Babil Kulesi’nin coğrafi konumu ve yönlenmesi, yapının sadece dini bir tapınak olmadığını, aynı zamanda astronomik ve jeodezik hesaplamalara göre inşa edildiğini düşündürmektedir.

Babil Kulesi’nin tabanı, tam olarak manyetik kuzey kutbuna dönüktür. Bu yönlenme, pusulanın resmi olarak keşfinden binlerce yıl önce yapılmıştır. Bu durum, Babillilerin gelişmiş astronomi bilgisine sahip olduğunu düşündürmektedir.

Batı yönü tam olarak Khufu Piramidi’ne bakmaktadır. Bu durum, Babil Kulesi ve Khufu Piramidi’nin bilinçli bir şekilde yönlendirildiğini göstermektedir.

Khufu Piramidi, Babil Kulesi ve Kâbe arasında eşkenar üçgen ilişkisi bulunmaktadır. Bu üç yapı, dünya üzerindeki belirli kutsal noktaları işaret eden bir geometri içinde yer almaktadır.

Bu analizler, Babil Kulesi’nin sadece dinsel bir yapı olmadığını, aynı zamanda dünya üzerindeki enerjisel ve matematiksel düzenle de bağlantılı olabileceğini göstermektedir.

  1. Babil Kulesi’nin Yıkılışı ve Sonrası

Babil Kulesi yaklaşık 1500 yıl boyunca ayakta kalmıştır. Ancak M.Ö. 479’da Pers Kralı Xerkes tarafından yıkılmıştır. Büyük İskender, kuleyi yeniden inşa etmeyi düşünmüş ancak ölümü nedeniyle bu proje tamamlanamamıştır. Zamanla, kule enkazı halk tarafından kullanılmış ve tamamen ortadan kalkmıştır. Günümüzde, kulenin olduğu yerde “Sahn” adı verilen derin bir çukur bulunmaktadır. Bu yıkım, Babil Kulesi’nin fiziksel olarak yok olmasına neden olmuş olsa da, tarih boyunca kolektif hafızada kalmasını engellememiştir.

  1. Sonuç

Babil Kulesi, yalnızca bir tapınak değil, aynı zamanda Mezopotamya’nın bilim, mimari ve kozmolojik bilgisini temsil eden bir yapıydı. Mimari açıdan, yedi katlı ve astronomik hesaplara dayanan bir yapı olarak tasarlanmıştır. Khufu Piramidi ile olan geometrik uyumu, bu yapıların bilinçli bir mühendislik anlayışıyla yapıldığını düşündürmektedir. Babil Kulesi’nin manyetik kuzey ile hizalanmış olması, dönemin ileri astronomi bilgisine işaret etmektedir.

Sonuç olarak, Babil Kulesi, yalnızca bir efsane değil, antik dünyanın bilim ve geometri ile şekillendirilmiş en önemli yapılarından biridir.

Kaynakça

  1. İslam Ansiklopedisi, Babil Maddesi.
  2. Herodot, Tarihler.
  3. Gwendolyn Leick, Mesopotamia: The Invention of the City, 2001.
  4. http://www.serenti.org/babil-kulesi-ve-tanrinin-gazabi/ (Erişim: 2024).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »